Cumartesi, 24 May 2014 15:22

                                                                                                                   

 

                                   

 BİTKİSEL ÜRETİM KOMİTESİ 

PAMUK ÇALIŞMA MASASI

ARAŞTIRMA NOTLARI

   HAZIRLAYAN:

   SÜLEYMAN YEŞİLDAĞ

   TEKNİK DANIŞMAN

 

 

 

 

PAMUĞUN GÜNCEL DURUMU İLE İLGİLİ

ANA VERİLER

  • Dünyada Kütlü Pamuk üretimi 2012-2013 sezonunda 76,5 milyon ton olmuştur.
  • Aynı sezondaki Lif Pamuk miktarı ise 27,5 milyon tondur.
  • Türkiye’de ise 2013-2014 sezonunda 843 bin ton kütlü pamuk üretilmiştir.
  • Buna karşılık Türkiye’de tekstil sektörümüzün ihtiyacı olan kütlü pamuk miktarı 1,5 milyon tonun üzerindedir.

Sektörün ihtiyaç duyduğu kütlü pamuğun 804,186 tonluk bölümü ithalat yoluyla aşağıdaki tabloda belirtilen Ülkelerden tedarik edilmektedir.

 

TÜRKİYE’NİN 2012-2013 SEZONU KÜTLÜ PAMUK İTHALATI

ÜLKE

MİKTAR (TON)

TUTAR (1000 DOLAR)

ABD

456.113

872.810

Türkmenistan

104.442

186.950

Yunanistan

94.480

170.756

Brezilya

56.480

117.887

Tacikistan

30.668

53.795

Suriye

21.451

33.205

Hindistan

7.478

15.010

Özbekistan

5.608

6.737

Azerbaycan

4.935

7.708

Arjantin

4.785

9.084

Diğer

17.746

39.904

Toplam

804.186

1.513.800

  

TÜRKİYE’ DE PAMUK DURUMU

Türkiye’de pamuk istatistikleri TUİK tarafından işlenerek yayımlanmaktadır.

Bu bağlamda, pamuk ekim alanları ve kütlü pamuk tarla verimleri T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı parseller bazında saha gözlemleri ve ayrıca yurt genelini kapsamasını sağlamak amacıyla uzaktan algılama sistemi gözlemlerine dayanılarak tahmin edilmeye çalışılmaktadır.

Bu yöntemle elde edilen verilerden hareketle bulunan kütlü pamuk miktarları iller itibariyle TUİK’e bildirilmekte ve TUİK tarafından nihai istatistikler hesaplanarak yayımlanmaktadır.

2012-2013 SEZONU TÜRKİYE ÜRETİM VERİLERİ

EKİM ALANI

488 BİN HEKTAR

KÜTLÜ ÜRETİMİ

2.320 BİN TON

KÜTLÜ VERİMİ

475 KG/DEKAR

LİF ÜRETİM

885 BİN TON

LİF VERİMİ

176 KG/DEKAR

ÇIRÇIR RANDIMANI

%37

 

Ne yazık ki Ülkemizde lif pamuk stoklarına dair herhangi bir istatistik bulunmamaktadır.

Bu alanda pamuk arzı  “üretim + ithalat”  ile karşılanan tüketim ile değerlendirilmektedir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve TUİK tarafından oluşturulan Tarımsal İşletme Kayıt Sistemi (TİKAS) kapsamında yürütmekte olduğu Tarımsal İzleme ve Bilgi Sistemi Projesi (TARBİL)  tamamlandığında; ekiliş alanı, rekolte ve verim tahmini verimleri çok daha güvenilir hale gelecek ve bu rakamlara dayanılarak oluşturulacak üretim politikaları çok daha gerçekçi olacaktır.

2000’li yılların başında Türkiye’de yaklaşık 130 bin olan pamuk üreticisi sayısı 75 bin seviyelerine gerilemiştir.

Aynı dönemde Ege Bölgesi’ndeki pamuk üreticisi sayısı 65 bin’den 15 bin’e düşmüştür.

Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu Bölge Müdürlüğü’ne bağlı faal çalışan çırçır fabrikası 210’dan 107’ye kadar düşmüştür.

Uzun yıllar Dünya pamuk üretiminin %4,5 oranındaki miktarını üreten Ülkemizin ne yazık ki yüksek üretim maliyetleri sebebiyle dünya üretimindeki ağırlığı %2,5 oranına gerilemiştir.

ÇOK ÖNEMLİ BİR KARŞILAŞTIRMA OLARAK

AŞAĞIDAKİ RAKAMLARA

HASSASİYETLE DİKKAT ETMEMİZ GEREKMEKTEDİR; 

  • 2000 yılından 2013 yılının sonuna kadar pamuk ithalatı için yurt dışına ödediğimiz döviz tutarı 15 milyar dolar’dır.
  • Bu dönemde sadece Amerika’ya ödediğimiz döviz miktarı 8 milyar dolar’dır.
  • Komşumuz Yunanistan’ın üretmiş olduğu pamuğun %40’ı Ülkemiz tarafından ithal edilmektedir.

Yukarıda belirtilen bu makro veriler, pamuk üretimi ile ilgili Ülkemizdeki sıkıntıları açıkça gösteren sonuçlardır.

 

Ülkemizdeki Tekstil ve Konfeksiyon Sanayisi,

En Rekabetçi Olduğumuz Sektördür.

2013 yılında sektörün net döviz getirisi 13,6 milyar dolar’dır.

Ayrıca Ülkemizde net ihracatçı olan iki sektörden birisi ve en büyüğüdür.

Çizelge 1

Böyle bir sektörün temel ham maddesi olan pamuğun ihmal edilmesini anlamak ya da açıklayabilmek mümkün değildir.

Türkiye, üretim aşamalarındaki destek ve iyileştirme ihmalleri nedeniyle pamuk ihtiyacını aşağıdaki Ülkelerden temin etmektedir.

İTHALAT YAPILAN BAŞLICA ÜLKELER

1

ABD

2

YUNANİSTAN

3

ORTA ASYA ( ÖZELLİKLE TÜRKMENİSTAN)

4

HİNDİSTAN

5

BREZİLYA

6

SURİYE

7

DİĞER (AFRİKA ÜLKELERİ, AVUSTRALYA, İSPANYA, ARJANTİN)

Çizelge 2

Dünya’da pamuk üretimi 2012-2013 sezonunda 76,5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye ise Dünya’daki pamuk üretimi yapılan Ülkeler sıralamasında 8. sıradadır.

ÜLKE BAZINDA ÜRETİM SIRALAMASI

1

ÇİN

2

HİNDİSTAN

3

ABD

4

PAKİSTAN

5

BİREZİLYA

6

AVUSTRALYA

7

ÖZBEKİSTAN

8

TÜRKİYE

 Pamuk tüketiminde ise Ülkemiz 4. sıradadır.

ÜLKE BAZINDA TÜKETİM SIRALAMASI

1

ÇİN

8 MİLYON TON

2

HİNDİSTAN

5 MİLYON TON

3

PAKİSTAN

2,4 MİLYON TON

4

TÜRKİYE

1,5 MİLYON TON

5

BİREZİLYA

0,9 MİLYON TON

6

BANGLADEŞ

0,85 MİLYON TON

7

ABD

0,8 MİLYON TON

Çizelge 3

 Dünya pamuk verimliliği sıralaması ise şu şekilde oluşmaktadır.

  1. 1.   Avustralya
  2. 2.   İsrail
  3. 3.   Türkiye

Dünya tüketiminde üst sıralarda ve verimlilikte iyi bir konumda olmamıza rağmen, gerekli düzeyde ekim ve üretim yapılamamaktadır.

 Üretimdeki tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye; hem dünya hazır giyim ihracatında hem de dünya tekstil ihracatında 7. sıradadır.

SIRALAMA

DÜNYA HAZIR GİYİM İHRACATI

DÜNYA TEKSTİL İHRACATI

1

ÇİN

ÇİN

2

BANGLADEŞ

ABD

3

HONG KONG

HİNDİSTAN

4

İTALYA

ALMANYA

5

ALMANYA

İTALYA

6

VİETNAM

GÜNEY KORE

7

TÜRKİYE

TÜRKİYE

 Bu artı veren bu üstün ticaret hacmine karşılık Türkiye ihtiyacı olan pamuğun ancak %38’ini üretebilmektedir.

Tekstil sektörü önemini koruduğu sürece Ülkemiz pamuk üretimini sürdürmek ve ithalatın ikameci önlemler alarak karlılığını ve rekabet gücünü geliştirmek zorundadır.

Dış ticaretinde artış sağladığımız en önemli stratejik ürünlerimizden olan pamuk Ülkemizde Dünyanın en yüksek maliyeti ile üretilmektedir.

Bu da Türk çiftçisinin tüm üretim maliyeti dezavantajlarına rağmen sergilediği bir fedakarlık örneğidir.

Dünya pamuk üretim maliyetleri ise aşağıda gösterilmiştir.

 

DÜNYA PAMUK ÜRETİMİ BİRİM MALİYETLERİ

1

TÜRKİYE

95 CENT

2

AMERİKA VE YUNANİSTAN

88 CENT

3

ÇİN

73 CENT

4

HİNDİSTAN

42 CENT

5

PAKİSTAN

35 CENT

                                                 

                                                     ZAYIF YÖNLER VE İYİLEŞTİRME ÖNERİLERİ

  • Destekleme pirimi olan 55 kuruş ile üreticimiz belli bir noktaya gelmiştir fakat yeterli değildir. Üreticimizin yaptığı işten para kazanması için, bu rakamın 2014 yılı için en az 70 kuruş olması gerekmektedir.
  • Sıfır gümrük ile miktar kısıtlaması yapılmadan pamuk ithal edilen, alternatif ürünlerde ise yerli üretimin gümrük vergileri ile korunduğu bir ortamda; pamuk üreticisinin alternatif ürünlere yönelmeden sektöre girdi sağlamaya devam etmesi daha ne kadar beklenebilir!!!
  • Kendi iç dinamiklerimizle pamuk üreticimizin para kazanması ve üretime devam etmeye gönüllü olması, süreç mevcut şekilde devam ederse mümkün olmaktan çıkacaktır. Önemli girdilerden mazot fiyatı reel olarak %74, gübre fiyatı %46 artmıştır.
  • Özetle pamuk üreticisinin en büyük sorunu maliyettir. Üreticimiz dünyanın en pahalı mazotu ile üretim yapmaktadır.
  • Üreticimizin sürdürülebilir bir tarım yapabilmesi için üretim maliyetlerinin iyileştirilmesi gerekmektedir.
  • Sezon başında pamuğunu satan bir üretici primini alabilmesi için 8-9 ay beklemesi gerekmektedir. Kısacası hasat ettiği pamuğun primi ile bir sonraki sezonun ekim masraflarını karşılaması mümkün değildir.
  • Pamuğunu satan ve evraklarını teslim eden üreticimi gerekli kontroller yapıldıktan sonra hak ettiği primini alabilmelidir. Böylece üreticinin finansman maliyeti ortadan kaldırılmış olacaktır.
  • Üreticinin satış fiyatı ile hedef fiyat arasındaki tutar prim olarak hesaplanmalıdır.
  • Sürdürülebilir bir tarım politikamızın olması için işletme sayısı dikkate alındığında pamuk işletmelerinin ortalama büyüklüğü 72 dekardır.

 Tarım arazilerin parçalı olması nedeniyle parsellerimiz çok küçüktür.

 

DÜNYADATARIM ARAZİLERİNİN ORTALAMA BÜYÜKLÜĞÜ

1

AMERİKA

2000 DEKAR

2

AVUSTRALYA

700 DEKAR

3

HİNDİSTAN

240 DEKAR

 

Maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin daha da yükseltilmesi açısından ortalama işletme büyüklüğünün yükseltilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle arazilerin miras yolu ile bölünmesine engel olunması ve arazi toplulaştırma çalışmalarının yapılması ile ilgili TBMM’de onaylanan Kanun Tasarısı oldukça önemlidir.

  

Pamuk Sektörünün

Sorunlu Bir Diğer Alanı: “Çırçırlama Aşaması”

  • Ege Bölgesi’nde çırçır fabrikalarının bir çoğunun çalışmadığı bir gerçektir. 2013 yılında faal 107 çırçır fabrikasında toplam 4187 Rollergin, 8’de Sawgin tesisi mevcuttur.
  • Bölgedeki mevcut pamuk üretimi dikkate alındığında fabrikalar düşük kapasite ile çalışmakta, dolayısıyla karlılık olumsuz etkilenmektedir. Düşük kapasite kullanımı ve iş yoğunluğundaki azalması fabrikaların modernizasyonunun önünde de bir engel oluşturmaktadır. Bu nedenle, çırçır fabrikalarının modernizasyon yatırımlarının öncelikli destekleme alanlarından birisi olması gerekmektedir.

 

STANDARDİZASYON SORUNU

Hem çırçır fabrikalarının, hem de pamuğun standardizasyonu Türk Pamuk sektörünün en önemli sorunlu alanlarından biridir.

  • Dünyada çok net şekilde belirlenmiş olan pamuk standardizasyonu; Ülkemizde, karmaşık ve sorunlu bir alan haline dönüştürülmüştür.

Yapılması gereken çırçır fabrikalarının çalışma standartlarının net olarak belirlenmesi ve bu standartlara uyum sağlanmasıdır.

Pamuk üretim bölgelerinde Ticaret Borsaları, Ziraat Odasları, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlükleri gibi kuruluşların koordineli bir biçimde çalışma yapması, orta ve uzun dönemde pamuğun kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlayacaktır.

  • İkinci husus ise çırçır işletmelerinde toplanan kütlü pamuğun içinde farklı elyaf değerlerine sahip pamuk çeşitlerinin yer almakta oluşu ve harman oluşumu konusunda sıkıntı yaşanmasıdır. Bu durum lif pamuk kalitesini olumsuz şekilde etkilemektedir.

 

İYİ YÖNETİLMEYEN POTANSİYEL ve SİSTEM YETERSİZLİĞİ

Türkiye toprak varlığı bakımından, yüzölçümü sıralamasına göre Dünyada 37’inci, ekilebilir arazi varlığına göre de 12’inci büyüklüğe sahip ülke konumundadır.

Verim, kalite ve ürün çeşitliliği bakımından Ülkemiz, tarım ve tarıma dayalı diğer sektörler için büyük avantajlar sunan topraklara sahiptir.

Bunun sonucu olarak da Ülkemiz, 30 üründe üretim miktarı, 26 üründe ise ihracat hacmi  bakımından dünya genelinde ilk 5 arasında yer almaktadır.

Ancak mevcut potansiyele rağmen Tarım Sektörü, büyümede Türkiye’nin büyümesine ayak uyduramamaktadır.

Türkiye, konumu itibarıyla 365 milyar dolar tarımsal ürün ithalatı yapılan; 1,5 milyar insanın yaşadığı coğrafyanın tam ortasında yer almaktadır.

Ancak, dünya ihracatından aldığımız pay 50 yıldır %1 civarındadır.

Türkiye, tarımsal üretimde verimliliğini artırmalı, bunun için de gerekli tarımsal reformları acil olarak yapmalıdır.

Doğru ürünlerin doğru yerlerde, doğru miktarda üretilmesi çalışmalarının süratle yapılması gerekmektedir.

Bu doğrultuda Havza Bazlı Üretim Modeli mümkün olduğunca çabuk hayata geçirilmelidir. 

Türkiye’de halen nüfusun yaklaşık dörtte biri kırsalda yaşamakta ve geçimini tarım faaliyetleriyle sağlamaktadır. Düşük gelir seviyesindeki bu kesim, diğer sektörlerde olduğu gibi yatırım ve sektörel kalkınmada itici güç oluşturacak girişim sermayesine sahip bulunmamaktadır

Parçalı bir toprak yapısı, küçük işletmeler, miras hukuku nedeniyle de gittikçe parçalanan tarım işletmeleri içerisinde gayri safi milli hasılamızı 23 milyar dolardan bugün 63 milyar dolara getirmişsek bu çok büyük bir başarıdır.

 

PAMUK DAHİL TARIMDA İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ VİZYON

Türkiye, Dünya tarım sektörü için büyük potansiyele sahip ülkelerden birisidir. Günümüzde tarımın Türkiye ekonomisindeki önemi diğer sektörlere göre nispi olarak azalmış gibi görülse de; yurtiçi gıda gereksiniminin karşılanması, sanayi sektörüne girdi temini, ihracat ve yarattığı istihdam olanakları açısından tarım hala büyük önem taşımaktadır.

2000’li yıllara gelindiğinde Dünya genelinde tarımın sosyo-ekonomik bir alan olmaktan çok, “stratejik ve rekabete dayalı iktisadi bir sektör” olarak ele alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır.  Özellikle Dünya nüfusunun 2050’ye kadar 9,2 milyara çıkmasının beklenmesi ve bunun gıda arzı yetersizliği endişelerini artırmaya başlamasıyla birlikte, gözler yeniden tarım sektörüne çevrilmiştir.

Türkiye’de de ileriye dönük bu bakış açısı fark edilmek zorundadır. Sanayi ve hizmet sektörlerindeki potansiyel sürekli artarken, yerel ve ulusal kalkınmamızın en önemli ayaklarından olan tarımsal ekonominin koruma ve geliştirmeye yönelik gerekleri de büyük ölçüde yerine getirilmeye çalışılmalıdır.

Aslında Türkiye; verimli tarımsal alanları, ürün çeşitliliği, tarıma dayalı sanayi ve ihracat ağında her geçen gün artan uzmanlaşma düzeyiyle, bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir tarımsal üretim merkezidir.

Türkiye, tarım sektöründeki bilinç düzeyini arttırmaya devam ettikçe ürettiği katma değeri daha da önemli seviyelere taşıyacak potansiyeldedir.

Türkiye’de “TARIMDA DA GELİŞME” yaklaşımı hiçbir zaman ihmal edilmemeli, bunun gerektirdiği pratikteki en önemli sembollerinden  birisi de pamuk, çekirdeksiz kuru üzüm ve fındık gibi katma değeri yüksek ürünlerde uzmanlaşma ve lider Ülke konumunu muhafaza etme olmalıdır.

 

TEŞEKKÜRLER

Okunma 4419 defa